Günün Şiiri-Şairi
310 adet yazısı yayınlanıyor.



doktorum – CHARLES BUKOWSKI

 

bekleme odasına girdim.

doluydu.

yaşlı,

ölmek üzere olan kadınlar daha çok.

 

resepsiyoniste sordum:

“doktor hangi cehennemde?”

 

“bilmiyorum.” dedi.

“telefon filan da

etmedi.

bu insanlar saatlerdir

bekliyorlar, siz de beklemek

istiyor musunuz?”

 

dışarı çıkıp merdivenden aşağı

indim,

arabama bindim ve hipodroma

sürdüm.

 

park ettim, kapıları kilitledim,

içeri girdim ve doktorumu gördüm,

bir elinde sosisli sandviç, bir elinde bira.

 

o da beni gördü: “Henry, sana bir

sosisliyle bir bira

ısmarlayabilir miyim?”

 

“bak,” dedim, “muayenehanenden

geliyorum.

randevum vardı.

on bir yaşlı ve ölmekte olan

kadı bekliyorlar seni orada.”

 

“Martha onlara yeni randevu

ayarlar,” dedi.

 

tribüne gittim,

oturdum ve Yarış Bülteni’ni

incelemeye başladım.

 

elinde bir sosisli ve birayla

doktorum geldi.

“senin için,” dedi.

 

“teşekkür ederim,” dedim.

 

“bunaltıcı oluyor,”

dedi bana. “kıçında kanser olan

bir yaşlı kadın var.

başka biri çoktan ölmüştü!

bu kadın ölmüyor!

onunla ne yapacağımı

bilmiyorum!”

 

“ücretini katla,” dedim.

 

“Martha o işi hallediyor

zaten,” dedi.

“ilk koşuda favorin

kim?” diye sordu.

 

“altı numara.”

dedim.

 

“dokuz numara burun

farkıyla alır,” dedi.

“bu arada, sen niye beni

görmek istiyorsun?”

“kıçımda kanser var,”

dedim.

 

“komik adamsın,” dedi, “en sevdiğim

hastalarımdan birisin.”

 

“Martha’yı hiç

becerdin mi?” diye sordum.

 

“elbette,” diye cevap verdi.

“ondan hoşlanıyor musun?”

 

“fatura kesip paramı aldığı

zamanlar dışında evet,” dedim.

 

“bence altı numara alır

bu koşuyu,” dedi.

 

“oynamaya hazır mısın?” diye sordum.

 

“evet,” dedi.

 

oynamak için ayağa kalktım,

döndüğümde atlar kulübelerinden

yeni fırlamışlardı.

benim altı numara

tökezledi çıkarken.

 

neyse, dokuz numara

burun farkıyla aldı koşuyu.

 

doktorum parasını almak için

gişeye gitti.

 

onu hangi nedenle

görmeye gittiğimi

hatırlamaya

çalıştım.

 

sonra döndü.

bir sosisliyle bir

bira daha tutuşturdu elime.

sonra oturdu.

 

ve karısının

ne kadar korkunç

bir kadın olduğunu

anlatmaya koyuldu.

 

En İyi Adamlar Yalnızken Güçlüdür – CHARLES BUKOWSKI – parantez – syf. 128/131 / Mehmet kadir’in okuduklarından.